Lizbon gezi rehberi – Lizbon nasıl gezilir?

golden visa nasıl alınır
  • 11
    Shares

Lizbon, rengarenk evleri, daracık yokuşlu sokakları, şehrin dört bir yanını dolaşan tramvayları, tarihi yapıları, pencere önlerine asılan çamaşırları, dört mevsim sörf yapanları görebileceğiniz upuzun plajları ile kendine has bu şehirde görülecek çok yer, keşfedilecek çok şey var.

Başlamadan ilginizi çekebilecek iki link:

Portekiz Schengen vizesi nasıl alınır?

Lizbon’a gelmeden bilinmesi gerekenler

Lizbon seyahati nasıl planlanır?

Lizbon’da şehir merkezini, tarihi yerleri, müzeleri gezebilir, restoranlarında yemek yiyip, Fado dinleyebilirsiniz ancak yapılacaklar bunlarla sınırlı değildir. Civardaki kasabalar Cascais ve Sintra bambaşka deneyimler vaat eder, özellikle Sintra büyülüdür ve Lizbon’a gelmişken oradaki bahçeleri ve mistik yapıları görmeden dönmek kayıp olur. Karşı kıyı Almada’da bulunan İsa heykeline gidip, Lizbon’u bir de oradan görmek gerekir. Böylece 25 Nisan Köprüsü‘nü geçmiş ya da vapurla karşı kıyıya yolculuk yapmış da olursunuz. Yaz sezonunda geliyorsanız Haziran festival ayıdır ve ay boyu sokaklarda eğlence bitmez. Sonra yine yaz sezonunda ücretsiz Jazz konserleri, Atlantik okyanusunun tadını çıkaracağınız, güneşlenip yüzebileceğiniz hatta sörf yapabileceğiniz onlarca plaj vardır.

Özetle kısıtlı zaman içerisinde Lizbon ve civarında görülmesi gereken her yere gidip, her şeyi deneyimlemek mümkün değil. Bu sebeple Lizbon seyahatinizi geldiğiniz mevsim ve seyahat amacınıza göre planlarsanız eğer dolu dolu ve muhteşem bir tatil geçirebilir, cebinizde biriktirdiğiniz türlü anı ve macera ile eve dönebilirsiniz.

Bu yazıda Lizbon şehir merkezi nasıl gezilir, Lizbon civarında görülecek yerler, kaçırmamanız gereken detaylar, Lizbon’da deneyimleyebileceğiniz şeyler, ulaşım ve konaklama tavsiyeleri ve gün gün Lizbon seyahatinizi nasıl planlayabileceğiniz hakkındaki hemen her şeyi, pratik ve işinize yarayacak bazı ipuçlarını bulabilirsiniz.

Ulaşım & konaklama için lokasyon tavsiyesi

*Lizbon Havalimanı’ndan şehir merkezine nasıl gidilir yazısına buradan ulaşabilirsiniz.

Konaklama için ideal bölgeler:

  • Praço do Comercio (Comercio Meydanı) civarı: Baixa, Rossio, Restauradores
  • Bairro Alto, Bica, Cais do Sodre
  • Alfama

Bu bölgeler hem şehrin tam içinde, yani otelinize yerleştikten sonra kapıdan dışarı adımınızı atar atmaz gezmeye başlayabilirsiniz, hem de tüm toplu taşıma araçlarına yakın olursunuz.

Moovit Portekiz’de en iyi ulaşım alternatiflerini ve saatlerini gösteren bir ulaşım aplikasyonu. Şehir içi ulaşımınızı planlarken kullanabilirsiniz.

Uçak biletlerinizi aldınız, otel rezervasyonunuzu yaptınız, Lizbon’a geldiniz, havalimanından otelinize ulaştınız ve artık Lizbon’un rengarenk sokaklarını keşfetmeye hazırsınız! Başlayalım:

Lizbon şehir merkezini keşfediyoruz!

*Lizbon şehir merkezini ben şu şekilde 3’e ayırıyorum:

Meşhur meydan Praça do Comercio’yu merkez noktası alırsak, buradayken sırtınızı nehre, yüzünüzü kemere döndüğünüzde önünüzde yer alan Rua Augusta Caddesi ve devamında yer alan Rossio bir bölge, sağınızdaki tepelerde Alfama ve Sao Jorge Kalesi, solunuzda bulunan tepelerde ise Bica & Bairro Alto bölgesi yer alıyor. Eğer zamanınız kısıtlıysa ve tüm şehir merkezini tek günde görmek istiyorsanız en ideal planlama Sao Jorge Kalesi’nden başlayıp oradan manzarayı gündüz gözüyle görüp, Alfama bölgesini gezdikten sonra Comercio Meydanı’na inmek ve oradan da Bica bölgesine çıkmak şeklinde olacaktır.

Lizbon 3 günlük gezi planı

Praça do Comércio (Comercio Meydanı) (1.bölge)

Praça do Comércio, Türkçesiyle ‘Ticaret Meydanı’ Lizbon’da kutlamaların, gösterilerin yapıldığı, şehrin en önemli meydanı. Meydanda bulunan Rua Augusta Tak’ı (tak: kemer) 1755 yılında yaşanan Büyük Lizbon Depremi (beraberinde tsunami ve yangın geliyor ve şehrin neredeyse tamamı yerle bir oluyor, nüfusun 4’te 1’i hayatını kaybediyor) ardından şehrin yeniden inşa edilmesi anısına yapılmış. Meydanda restoranlar haricinde bahsedebileceğimiz ve ilginizi çekebilecek bira müzesi Museu da Cerveja ve depremi ve Lizbon tarihini öğrenebileceğiniz Lisboa Story Centre bulunuyor.

Kemerden geçince kendinizi bizim Beyoğlu’nu andıran Rua Augusta’da buluyorsunuz. Sokak sanatçıları, ünlü markaların mağazaları, restoranlar, pastaneler ile dolu Rua Augusta Lizbon’un en kalabalık caddesi. Cadde bitiminde Rossio bölgesi başlıyor

Cadde üzerinde yeme-içme açısından ilginizi çekebilecek 4 ünlü mekan bulunuyor:

  • Pasteis de Bacalhau: Portekiz’in milli yemeği olan Bacalhau’dan (Morina balığı) yapılan bir çeşit patatesli balık köftesini, içine peynir de koyarak kendi tarifleri ile yapıyorlar. Tadı oldukça güzel ancak tek bir köfte için 2018 fiyatı 4 Euro, yani biraz pahalı.
  • Amorino: Burası da çiçek şeklindeki dondurmaları ile meşhur dondurmacı. Dondurmanın lezzeti tartışılır ama çiçek şeklinde dondurmalar nerede satılıyor diye merak ediyorsanız yeri burası.
  • Mundo Fantastico da Sardinha: Sardalya konservesini karnaval alanı gibi bir dükkanda, rengarenk konservelerde satan bir işletme burası. Bana turistlere sardalya satmak için konsept uydurmuşlar gibi geldiği, bir de fiyatları pahalı olduğu için konserve alıp denemedim ama meraklıysanız ya da hediye olarak götürmek isterseniz şubelerinden biri Rossio’da.
  • A Ginjinho: Portekiz’in meşhur vişne likörünü yapan en eski dükkan. Rua Augusta caddesinin bitip, Rossio meydanının başladığı yerde bulunuyor. Dükkan yalnızca bir bardan oluşuyor, oturacak yer yok, bu sebeple kapısının önünde günün her saati ayakta vişne likörü içenleri görebilirsiniz. Vişne taneli yada sade olarak sipariş edebileceğiniz Ginjinho’nun 2018 fiyatı 1.4 Euro.

Elavador de Santa Justa

Sırtınızı Rua Augusta kemerine verip, Rossio meydanına doğru yürürken sol tarafta göreceğiniz Santa Justa asansörü, Baixa ile Bairro Alto’yu birbirine bağlamak amacıyla yapılmış. Fransız asıllı mühendis Raul Mesnier de Ponsard’ın tasarladığı asansörün yapımına 1900 yılında başlanmış ve 1902 yılında tamamlanmış.

Asansörle yukarı çıkmanın fiyatı 5 Euro. Eğer Lisboa Card’ınız ya da 24 saatlik ulaşım kartınız varsa ücretsiz. Yukarı çıktıktan sonra bir de seyir terasını göreyim derseniz merdivenle çıkılan terasın giriş ücreti 1.5 Euro. Para vermek istemiyorum ama yine de yukarıdan manzarayı görsem fena olmaz derseniz linkteki Bellalisa Elevador restoranı asansörün çıktığı yerde bulunuyor, yürüyerek 15 dakika gibi bir sürede ulaşabilirsiniz. Hem Chiado bölgesini ve bölgeyi Bairro Alto’dan ayıran Camoes Meydanını da böylece görmüş olursunuz.

Yine asansörün çıktığı alanda Lizbon depreminden kısmen sağlam çıkan bir kaç yapıdan biri olan Carmo Rahibe Manastırı ve Carmo Arkeoloji Müzesi bulunuyor.

Booking.com

Bica & Bairro Alto & Cais do Sodre (2. bölge)

Bica

Sonraki durağımız Carmo Rahibe Manastırı’na 10 dakika yürüme mesafesinde olan Bica. Lizbon’un en bilinen fotoğraflarına konu olan tarihi (1892 yılında kullanıma açılmış, 2002 yılında ulusal kültür mirası ünvanı verilmiş) Bica finüküleri burada bulunuyor.

Bica bölgesi inişli-çıkışlı sokakları, rengarenk eski evleri, barlar ve restoranlarla dolu sokakları ile Lizbon’un en hareketli bölgelerinden biri.

Park Bar:  Katlı otoparkın en üst katına bar açmak kimin aklına gelmiş bilmiyorum ama iyi ki gelmiş, burası benim Lizbon’da en sevdiğim mekan. Manzarası harika, gün batımı seyretmek, bir şeyler içmek için ideal ve her daim kalabalık.

Pharmacia:  Nehir manzaralı, önünde güzel bir terası olan, eczacılık temalı bir restoran burası. Akşam yemeği için ideal.

Adamastor: Pharmacia restoranın önünde bulunan halka açık alan, adını ortasında bulunan mitolojik karakter Adamastor’a ait heykelden alıyor. Her akşamüstü gün batımında canlı müzik yapılıyor.

Daha detaylı bilgi için Lizbon’da günbatımının keyfini çıkarabileceğiniz 4 mekan yazısına göz atabilirsiniz.

Bairro Alto

Türkçesiyle ‘yüksek kaldırım.’ Lizbon’da gece hayatının kalbi burada atıyor. Bir şeyler içmek, Fado dinlemek, yemek yemek, dans etmek için ideal bölgelerden biri. Daha detaylı bilgiyi burada bulabilirsiniz.

Cais do Sodre

Bica finükülerini kullanarak ya da finüküler yolunu aşağı doğru yürüyerek Cais do Sodre’ye ulaşabilirsiniz. Lizbon’un meşhur, içinde onlarca restoranın bulunduğu Mercado da Ribeira’sı bir diğer adıyla Time Out Market ve Cascais-Belem gibi gitmek isteyebileceğiniz noktalara giden trenlerin, tramvayların kalktığı tren istasyon da burada bulunuyor.

Alfama (3.bölge)

Alfama, Büyük Lizbon Depremi’nden sağ çıkan bir semt, o yüzden daracık sokaklarında tarihin en yoğun hissedildiği, mekanlardan sokağa taşan Fado nağmelerinin en çok yakıştığı Lizbon semti burası. Seyir teraslarında Lizbon manzarasına karşı oturabilir, restoranlarında Fado dinleyip, yemek yiyebilir, sokaklarında yürürken eskiyi, tarihi, hüznü Portekizce hissedebilirsiniz.

*Bu bölgede güzel ve kaliteli bir akşam yemeği yemek isterseniz eğer Taberna Moderna her gidenin istisnasız memnun ayrıldığı bir yer. Yemek için rezervasyon gerekebilir ancak onlarca belki yüzlerce çeşit cinden oluşan kokteyllerini denemek için rezervasyonsuz yer bulmanız mümkün.

Castelo de São Jorge:  

Lizbon’un en yüksek tepesinde bulunan Sao Jorge kalesi 5. yüzyılda Vizigotlar tarafından inşa edilmiş, 11. yüzyıl ortalarında Mağripliler tarafından modifiye edilmiş ve genişletilmiş. Sonrasında Portekizliler tarafından farklı amaçlarla kullanılmış, yıllar içerisinde değişikliğe uğramış ve şimdilerde her gün binlerce insan tarafından ziyaret edilen Lizbon’un en turistik yapılarından biri olarak varlığını sürdürüyor. Kalenin kendisinden çok manzarası dikkat çekiyor. Buraya giderken zamanınız varsa yanınızda içecek bir şeyler götürüp, banklarda oturup manzaranın keyfini çıkarabilirsiniz.

Sé de Lisboa – Lizbon Katedrali

Katedral 1147 yılında Roman Katolik kilisesi olarak inşa edilmiş, şehirdeki en eski ibadethane/kilise olma özelliğini taşıyor.

Portas do Sol

Türkçesi Güneş Kapısı olan Portas do Sol, Alfama’da manzaranın tadını çıkabileceğiniz, en güzel Lizbon fotoğraflarını çekebileceğiniz, aynı zamanda soluklanıp bir şeyler yiyip-içebileceğiniz teraslar bölgesi.

National Pantheon – Santa Engracia Kilisesi 

Santa Engracia kilisesinin yapımına 16. yüzyılda başlanmış ancak yaşanan türlü olumsuzluk sebebiyle ancak 20. yüzyılda tamamlanabilmiş. Kilisenin içini görmek ve üst katlara çıkmak mümkün, bilet fiyatı 4 Euro.

Eğer merakınız varsa Salı ve Pazar günleri kiliseye bir kaç dakika yürüme mesafesinde Feira da Ladra (Türkçesiyle hırsız pazarı) bit pazarı kuruluyor. Buraya da 10 dakika mesafede Fado Müzesi bulunuyor.

Lizbon şehir merkezinde genel olarak görülecek yerler bu şekilde. Eğer koştura koştura gezerseniz 1 günde, rahat rahat gezerseniz 1.5, 2 günde yürüyerek şehir turunu tamamlayabilirsiniz. Ancak yine de Lizbon’a gelmişken 28 numaralı turistik tramvay hatttını da deneyimlemek isterim derseniz, bahsedilen yerlerin bir çoğu ve fazlası tramvay hattı üzerinde yer alıyor. Yazı İngilizce ama 28 numaralı tramvay hattı nereden binilir, nelere dikkat edilir gibi detaylarla burada anlatılmış.

Lizbon’da tuk-tuk kullanmak mantıklı mı?

Yürüyerek gezmek istemeyen, zamanı kısıtlı olan ya da beni bilen biri gezdirsin diyenler de tuk-tuk turlarından faydalanabilirler. İnternetten günlük, yarım günlük, bir kaç saatlik turlar için rezervasyon yapılabileceği gibi, herhangi bir tuk-tuk şoförü ile pazarlık yaparak da tur ayarlamak mümkün.

Lizbon 7 tepeli ve bol yokuşlu bir şehir olduğundan yürüyerek gezmek yorucu olabiliyor, bir de kısıtlı zamanda geziliyorsa bir çok şey gözden kaçabiliyor. Tuk-tuk ile gezerken rehberiniz (aynı zamanda şoförünüz oluyor) size sürekli tarihi, gündelik ya da turist olarak keşfemeyeceğiniz türlü bilgi veriyor ve dolu dolu bir şehir turu yapmış oluyorsunuz. Fiyatlar kaç kişi olduğunuz, ne kadar süre, hangi yerleri görmek istediğinize göre değişiyor ancak genelde 4 kişi için yarım günlük turlarda 120 Euro gibi bir fiyat veriyorlar.

Şehir merkezini bitirdik, sırada Alcantara ve Belém bölgeleri var!

Belém, Comercio Meydanına 20 dakika mesafede bulunan turistik bir semt. Şehir merkezinden tramvay, tren ve otobüs ile ulaşmak mümkün. Belém’i anlatmaya başlamadan önce, Comercio meydanı tarafından geleceğinizi varsayarak önce şu an bu satırları yazdığım Alcantara semtinde, 25 Nisan Köprüsü altında bulunan iki farklı yerden bahsedeceğim:

Docas de Santa Amaro

Burası bana biraz Kalamış’ı, biraz da Marmaris’i hatırlatıyor. 25 Nisan köprüsünün neredeyse altında bulunan, yan yana restoranların, barların, bir de yelken kulübünün olduğu bir yat limanı Docas de Santa Amaro. Tamamen yeme-içme, sabaha kadar dans edip, eğlenme odaklı olmasına rağmen fazla turistik değil.

LX Factory

Burası da Lizbon’un Karaköy’ü benim gözümde. 2008 yılında eski ve terk edilmiş kumaş fabrikasının yerine açılan konsept barlar, restoranlar, butikler, gece kulüpleri, sanat galerileri ile Lizbon’un içinde bambaşka bir dünya yaratmışlar. Binaların duvarlarındaki graffitilerin hepsi birbirinden güzel, bir Türk duvarlardan birine futbolcu eleştirmek için ‘Beleşçisin İnzaghi’ yazmış, her gördüğümde gülüyorum.

LX Factory içerisinde görülmesi gereken yerlerden biri efsanevi kitabevi Ler Devagar. İçini görmek, fotoğraf çekmek, belki kafesinde kahve içmek için kesinlikle girilmeli.

Rio Maravilha bir teras barı/restoranı. Dekoru ve terasından manzarası pek güzel. Üst katlarda olduğu için gözden kaçıyor, LX Factory’e akşam saatlerinde giderseniz yukarı çıkıp bir bakmanızı öneririm.

Bunların haricinde LX Factory’de bulunan hemen her yer bir şeyler yiyip-içmek için ideal.

Padrão dos Descobrimentos – Kaşifler Anıtı

Kaşifler Anıtı, Portekizli denizcilerin 15. ve 16. yüzyıllarda yaptıkları keşifleri anmak amacıyla inşa edilmiş 52 metre yüksekliğinde ve 7 katı bulunan bir yapı. Yapımı 15. yüzyılda denizcileri keşfe teşvik eden kral Henry’nin 500. ölüm yıldönümüne denk gelen 1960 yılında tamamlanmış. İçerisinde müzeler ve sergi salonları bulunan anıtın en üst katından Lizbon manzarasını izlemek mümkün.

Torre de Belém -Belém Kulesi

Belem Kulesi, 16. yüzyılda dönemin kralı I. Manuel tarafından ünlü kaşif Vasco da Gama anısına yaptırılmış. Manuelin tarzında olan kule bir müddet Tejo Nehrine giriş-çıkışları kontrol etmek amacıyla kullanılmış ve 1983 yılında Jeronimos Manastırı ile birlikte Unesco tarafından dünya mirası listesine alınmış. Kule Pazartesi hariç haftanın her günü ziyarete açık.

Mosteiro dos Jerónimos – Jerónimos Manastırı

1501 yılında yapımına başlanan ve 70 yılda tamamlanan Jeronimos Manastırı Manuelin tarzının en başarılı örneklerinden biri sayılıyor. Büyük Lizbon Depreminden sağ çıkan yapının içerisinde Vasco da Gama ve ünlü Portekizli şair Camoes’in mezarları bulunuyor.

Pastéis de Belém

Burası Portekiz’in milli tatlısı Pastel de Nata’nın mucidi olan rahip tarafından 1837 yılında açılan devasa bir pastane. İçi muhallebiye benzeyen bir çeşit krema, dışı biraz tuzlu biraz tatlı milföy olan ve fırından çıktığı gibi sıcak sıcak servis edilen bir tatlı Pasteis de Belem. Yanında üstüne dökmeniz için pudra şekeri ve tarçın veriliyor. Kapısının önünde hemen her zaman kuyruk oluyor ancak hızlı ilerliyor. Oturarak yemek ve yanında kahve de içmek isterseniz eğer kapı önü kalabalığına aldanmadan arka taraflara bakmanızı tavsiye ederim zira pastane çok geniş bir alana yayılmış, odalar haricinde açık alanda oturabileceğiniz bir avlusu da bulunuyor.

Lizbon şehir merkezini ve Belem’i gezdiniz. Başka neler yapılabilir?

  • Eğer Belem geziniz erken bittiyse, Belem’den trenle Cascais’e geçebilirsiniz.
  • Casinolara meraklıysanız yine trenle Estoril’de bulunan Casino Estoril‘e gidebilirsiniz.

  • Cais do Sodre’den kalkan vapurla İsa Heykeline gidebilirsiniz. Nasıl gidileceği ve fiyatları burada anlatılmış.
  • 1869 yılında Üsküdar’da doğan ve 1955 yılında Lizbon’da ölen Ermeni asıllı Osmanlı vatandaşı Calouste Sarkis Gulbenkian’ın açtığı Gulbenkian Müzesi‘ne gidebilirsiniz.
  • Yaz sezonunda geldiyseniz Lizbon civarındaki plajlardan birine gidebilirsiniz.
  • Yarım gün ya da daha fazla zamanınız varsa (tüm gününüzü ayırmanızı tavsiye ederim) Sintra’ya gidebilirsiniz. Nasıl gidileceği burada anlatılmış. Pena Palace ve Quinta da Regaleira bölgede bulunan, devasa bahçeleri olan iki fantastik yapı. Hatta Harry Potter’ın yazarı J.K Rowlings’in Hogwarts’ı yaratırken Quinta da Regaleira’dan esinlendiği söyleniyor. Her iki yapıyı da gezmek en az 2-3 saat sürüyor.

  • Meraklıysanız ya da çocukla seyahat ediyorsanız eğer gidebileceğiniz yerlerden biri Lizbon Akvaryumu. Benim akvaryum için tavsiyem eğer uçağınız gün ortasındaysa ve çok eşyanız yoksa sabah erken kalkıp bir iki saat içerisinde akvaryumu görüp, oradan havaalanına geçmeniz.
  • Eğer kalan zamanımı müze gezerek değerlendirmek istiyorum derseniz linkteki Google araması size yardımcı olabilir.
  • Son olarak, Avrupa’nın en batı ucu olan Roca Burnu’na (Cabo do Roca) gidebilirsiniz.

Ben Nil. 1990 İstanbul doğumluyum. Marmara İletişim’de okuduğum 2013 yılında Work and Travel programıyla yaşamak ve çalışmak üzere 4 aylığına Amerika’ya gittiğim günden beri şansım yurt dışında yaşamaktan yana açıldı… Devamını Oku

2 Comments on “Lizbon gezi rehberi – Lizbon nasıl gezilir?”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir