Bangkok’ta yaşam: Fatih Dönmez

bangkokta yaşam

Merhaba, bize kendinizden bahsedebilir misiniz?

-Merhaba, 1987 yılında Malatya’da doğdum. Daha sonra Üniversite için İstanbul’a yerleştim. Büyük şehirde bulunmanın etkisiyle; önceden de ilgi alanım olan teknoloji, spor, tarih ve girişimcilik konularında kendimi daha çok besleme fırsatım oldu. Bilgisayar Mühendisliği okuyarak bugün dünyayı da gezerek görmeme imkan tanıyan severek yaptığım (çoğu zaman saç baş yolduran:) ) mesleğimi (yazılım mühendisliği) edindim. Yine profesyonel ve amatör olarak dağcılık, kürek, fitness gibi spor dallarıyla uğraştım. Yetmedi bu ilgimi girişimcilik ve teknoloji ile birleştirip, tüm paramı yiyip bitirdiğim yorucu ama bir o kadar da öğretici start-up macerasına atıldım. Tabii tüm bunları yaparken de herkesin hayallerini süsleyen, “30 yaşından önce dünyayı gezme” planları dahilinde olabildiğince farklı yeri görüp tecrübe etmeye çalıştım. An itibariyle 31 yaşındayım ve tabii ki daha gezilecek çok yer var hala:)

◊Şu anda hangi ülkede yaşıyorsunuz? Ne zamandır oradasınız? Yurt dışına taşınmaya nasıl karar verdiniz?

-Şu an Tayland’ın başkenti olan Bangkok’ta yaşıyorum. Nisan ayı itibariyle tam iki yıl oldu.
Taşınmam biraz ilginç oldu aslında. Girişte bahsettiğim gibi farklı yerlerde yaşama, gezme fikri hep sahip olduğum bir dürtü idi. Lakin özellikle 24’lü yaşlarımda başladığım girişimcilik macerası ile birlikte tüm enerjimi iş konularına vererek ötelediğim, başarılı olunca çok daha iyi şartlarda yapılabileceğini düşündüğüm için (zaman ve maddi özgürlük), sadece yapan insanları uzaktan takip ettiğim bir sürece dönmüştü. Aslında bu süreçte bir çok farklı şeyi de ötelemiştim. Lakin 30’lu yaşlarıma geldiğimde fark ettim ki ertelemek hiç bir zaman sağlıklı bir çözüm değil. Çünkü ertelediğiniz şeyleri yapabilme imkanınızın olacağına dair hiç bir garantiniz yok. Elinizde olan tek şey sadece bugünkü kaynaklar ve imkanlar, yarını bilmiyorsunuz. Kişisel aydınlanma anım tam olarak bu nokta oldu. Tabii bir de bu işin toplumsal bölümü var. Maalesef ülkemizin içinden geçtiği dönem ben ve benim gibi olan insanlar üzerinde çok bunaltıcı, yıpratıcı bir noktaya ulaştı her geçen gün. Bu ikinci kısım aslında bambaşka uzun tartışmaları gerektirdiği için direkt pas geçiyorum 🙂
Bu iki faktörün bir araya gelmesiyle de birlikte, adım atmak için gerekli sebepler oluştu diyebilirim.

◊*Eğer okul, staj ya da proje için belli bir süreliğine gittiyseniz: yurt dışında yaşamaya devam etmek istiyor musunuz? İstiyorsanız şu anda bulunduğunuz ülkede mi yoksa başka bir ülkede mi yaşamayı tercih edersiniz?

-Expat olarak bulunduğum ülkeye yerleştim. Fakat daha farklı yerlerde de yaşamayı düşünüyorum.

◊Yurt dışına taşınmadan önce nasıl bir hayatınız vardı? Nerede yaşıyordunuz, işinizden (ya da okulunuzdan) ve sosyal memnun muydunuz?

-Aslında biraz bu soruyu cevapladım diğer sorularda. İstanbul’da Anadolu Yakası’nda yaşıyordum. Hayatım çok yoğun çalıştığım rutin bir sürece dönmüştü. Genel itibariyle mesleki olarak tatmin olsam da ertelediğim şeylerden ötürü mutsuzluklarım vardı. Sosyal hayat zaten İstanbul’da yoğun çalışan insanlar için trafiği ve diğer faktörleri de düşünürsek pekte mümkün olmuyor maalesef. Denk getirebildiğimiz arkadaşlarla arada sahilde kahve içtiğimiz, Kadıköy’de meyhane yaptığımız bir süreç diyebiliriz (özledim:) )◊Yurt dışına taşınmadan önce de sık sık diğer ülkelere seyahat eder miydiniz?

-Bir dönem çok ediyordum, sonra gerek işlerin yoğunluğundan gerekse de maddi sebeplerden ötürü azaldı. Bu süreçte daha çok Türkiye’nin farklı bölgelerini gezerek keşfetmeye çalıştım. Hem zaman hem de maddi açıdan daha makul olduğu için.

◊Yurt dışına taşınma sürecinde neler yaşadınız? Zorlandığınız noktalar oldu mu?

-Zorlandığım nokta geride sevdiğim insanları bırakma kısmında oldu. 17 yaşında üniversite için doğduğu şehirden ayrılmış biri olarak bu tarz konularda becerikliyimdir. Lakin son seferde özellikle kız arkadaşım ve kardeşimden ayrılmak bayağı zorladı. Ailem zaten Malatya’da olduğu için İstanbul veya Bangkok nereden bakarsanız zaten uzak o noktada bir sıkıntı olmadı.
Ayrılmadan önceki 2 aylık süreç oldukça duygusal geçti diyebilirim. Kardeşim, kız arkadaşım, diğer dostlar sürekli bir vedalaşma modunda sevdiğin insanlarla görüşmek, gözlerinde üzüntüyü görmek, seslerindeki burukluğu hissetmek yıpratıcı. Çok şanslıyım ki sevdiğim insanlar bu süreç boyunca sürekli destek olup, kolaylaştırdılar.
Tayland’a yerleşme konusunda pek bir zorluk yaşamadım, kolay adapte olan bir insanımdır. Yeni kültür, yeni iş, lezzetler, keşfedilecek yerler derken insanın zorlanmaya pek vakti de olmuyor zaten:)

◊Şu an yaşadığınız ülkenin pozitif tarafları ve orada yaşıyor olmanın avantajları neler?

-Thailand’ın en güzel tarafı insanların rahat ve mutlu olması. Zaten ‘land of smiles’ (gülen insanların ülkesi) diyorlar. Benim için çok daha değerli çünkü insan buraya Türkiye’den gelince aşırı rahatlatıyor. Maalesef bizim insanlarımız mutlu değiller, sürekli bir hengame ve agresiflik var. Herkes patlamaya hazır bir bomba. Dolayısı ile sürekli gülümseyen, teşekkür eden insanların nasıl mutlu ettiğini anlatamam 🙂
Diğer nokta ise tabii ki doğal güzellikleri ve bulunduğu coğrafya. Güneydoğu Asya’nın kalbinde olması itibariyle kısa mesafe uçuşlarla, ucuz bir şekilde bir çok Asya ülkesini gezmeye de imkan tanıyor. Özellikle benim gibi Asya’ya hayran bir insansanız, müthiş bir şans.
Yemek ve gece hayatından bahsetmiyorum, çünkü zaten bunlar çok bilinen şeyler, gelin, görün, deneyin:)

◊Yurt dışında yaşamanın zorlukları neler? Yaşadığınız ülkede size uymayan, sevmediğiniz şeyler var mı?

-En büyük zorluk sanırım iletişim. İletişimden kastım ingilizce konuşmak değil. Bazen ana dilinde deli gibi bir şeyi paylaşmak istiyor insan ve genelde kültürel bir arka planı olan bu paylaşımları maalesef farklı kültürden birine iletemiyorsunuz. İnsan o noktada yalnız hissediyor kendini. Dönem dönem gelen ‘ya ben burada ne yapıyorum’ hissi de sanırım bir diğer zorluk olabilir. Özellikle canınızı sıkan bir konu olduğunda, ya da uzaktaki bir sevdiğinizin size ihtiyacı olduğunda gerçekten yurtdışında yaşamak zorlayabiliyor.
Bana uymayan en önemli şey yemeklerin sürekli kızartma olması ve içine şeker, msg vb şeylerin konulması. Yanlış anlaşılmasın sevmiyor değilim, aksine bayılıyorum lakin sağlıklı beslenmeye çalıştığım için zorluyor. Bir dönem sürekli diyet yaptığım halde neden gelişmediğimi merak ederken, food-court’ta ustanın pilava kaşıkla şeker koyduğunu fark etmem dönüm noktası olmuştu 🙂

◊Şu anda yaşadığınız ülkede Türk olduğunuz için size farklı davranıldığını hissettiğiniz oluyor mu? Sosyal hayatınızdan memnun musunuz?

-Hayır olmadı aksine Asya’da genel itibariyle Türklere dair pozitif bir intiba bile var. Sanırım uzak olması ve insanlarımızın henüz buralarda kötü stereotipler (kalıp yargılar) bırak(a)mamış olması en güzel avantaj. Ayrıca ırkçılık, ‘white supremacy’ (beyaz üstünlüğü) falan batının kavramları olduğu için uzak doğu toplumlarında pek yok henüz.

◊Türkiye’ye dair en çok neleri özlüyorsunuz?

-Tabii ki yemek. Şöyle bir lahmacun, çiğköfte, rakı meze:)

◊Türkiyeyi ne sıklıkla ziyaret ediyorsunuz? Ziyaretlerinizde en çok nerelere gitmeyi tercih ediyorsunuz?

-En son ziyaretimi düşünürsem sanırım bir yıldan fazla oldu. Sevdiğim insanlar neredeyse oraya gidiyorum. Tüm sosyal çevrem İstanbul’da, ailem ise Malatya’da dolayısı ile dengeli bir şekilde iki şehirde birden zaman harcamaya çalışıyorum.
İstanbul’da daha çok eski rutinlerim, Caddebostan, Moda, Bostancı, Kadıköy falan:)

Şu anda yaşadığınız ülkeyi ve Türkiyeyi birer cümle ile anlatmanızı istesek nasıl tanımlardınız?

-Türkiye tabii ki: uzaktaki vatan. Tayland’ı bilemedim, henüz tek cümlelik bir tespitim yok. Seneye tekrar soralım bu soruyu:)

Yurt dışında başınıza gelen en ilginç/komik olay neydi?

-Bangkok’taki ulaşım yöntemlerinden biri de tuktuklar. Tuktukları bizim Gebze-Harem minibüsleri gibi düşünebilirsiniz, aynı rezillik.
Yeni olduğum dönemlerde bir gün acele ofise yetişmem gereken noktada tuktuğa bindim. Genelde önden pazarlık yapılır, herkes anlaşır yapılacak ödeme noktasında. İşte 50 bahta anlaştık (6-7tl). Vardığımızda 100 baht verdim, sürücü para üstünün olmadığını söyledi, acelem de olduğu için diretemedim öyle bir kazıklandım.
Ertesi gün yine aynı noktadan geçerken yine aynı tuktuk’u gördüm. Eleman beni görünce gülmeye başladı, yaklaşıp aynı destinasyona gideceğimi kaç baht olduğunu sordum, yine 50baht dedi. Anlaştık, eleman bana bakıp gülüyor ama ara ara. Neyse gideceğim yere vardık indim, yürümeye başladım adam seslendi arkadan para diye. Dedim dün 50baht kalmıştı oradan alırsın gülerek (tartışmaya hazırlanıyorum), bu adam kahkahayı bastı. Very well play my man, well done (iyi oyundu adamım, helal sana) diye. Sarıldı selfie çekti benimle bir tane teşekkürleştik ayrıldık (fairplay – adil oyun). Sonra bir kaç defa daha gördüm diğer tuktukçularla beni onlarla falan tanıştırdı, very smart (çok akıllı) diye. Sanırım en az 6-7 tuktukçu tanıyorum bu vesileyle, bir ihtiyacınız olursa sorabilirsiniz.

◊Son olarak yurt dışına taşınmak isteyenlere ve özellikle sizin yaşadığınız ülkeye yerleşmek isteyeceklere tavsiyeleriniz nelerdir?

-Dönerci ve backpacker olarak gelmeyin lütfen. Bu ikisinden yeterince var burada 🙂
Şaka bir yana Asya herkesin yapabildiği bir coğrafya değil, yerleşmeden önce gelin, gezin, görün. Kültürü anlamaya çalışın, eğer hala istiyorsanız gelme yollarını zorlayabilirsiniz. Çünkü Asya’ya gelip de yapamayan bir çok kişi var. Gerek kültür şoku, gerek damak tadı farkı vb. diğer faktörlerle de birleşince eziyete dönebiliyor bu süreç.

Fatih’in Tayland’daki hayatını yakından görmek için sosyal medya üzerinden takip etmek ya da projelerine göz atmak isterseniz:

Ben Nil. 1990 İstanbul doğumluyum. Marmara İletişim’de okuduğum 2013 yılında Work and Travel programıyla yaşamak ve çalışmak üzere 4 aylığına Amerika’ya gittiğim günden beri şansım yurt dışında yaşamaktan yana açıldı… Devamını Oku

2 Comments on “Bangkok’ta yaşam: Fatih Dönmez”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir