Washington’da yaşam: İlke Kant

washington da yaşam

İlke ile ben kuzen çocuklarıyız. Bu zamana kadar hiç karşılıklı oturup konuşma fırsatı bulamadık ama tesadüfen günün birinde sosyal medya üzerinde karşılaştık. Ben onun radikal bir karar alarak İstanbul’daki hayatını geride bırakıp Amerika’ya taşındığını öğrendim, o da benim Portekiz’e taşındığımı. Hikayesini  ve yurt dışında yaşam deneyimlerini de aşağıda anlattı. Kendisine teşekkür ediyor, sizlere iyi okumalar diliyorum.

◊Merhaba, bana kendinizden bahsedebilir misiniz?

-Merhaba, ben İlke. 1979 İstanbul doğumluyum. İktisat mezunuyum. 1 yıl öncesine kadar İstanbul’da yaşayan, uzun yıllardır Finans Müdürü olarak bir Yurt dışı Eğitim Danışmanlık şirketinde çalışan, hayatında çok fazla radikal kararlar almamış, sade yaşantısı olan biriydim.

Aynı zamanda evli, seyahat etmeyi seven (özellikle tek başıma olursa daha da keyifli) ve devamlı seyahat eden.

◊Şu anda hangi ülkede yaşıyorsunuz? Ne zamandır oradasınız? Yurt dışına taşınmaya nasıl karar verdiniz?

-Şu anda Amerika’nın başkenti Washington, DC’de yaşıyorum. 1 yıldır buradayım. Amerika’da kafama yatan bir iş firsatı çıktı. İstanbul’daki yaşantımı geride bırakıp buraya yerleşme fikri başta cok korkutucu geldi. Fakat sonrasında aşağıda bahsedeceğim 3 radikal kararı alıp buraya yerleştim:

1-Ailemi, arkadaşlarımı ve İstanbul’u bırakmak,

2-Uzun süreli ama çok mutlu olmadığım ve nereye gittiği belli olmayan evliliğimi bitirmek,

3-Yıllardır çalıştığım, çok sevdiğim işimden ayrılmak.

Belki de hayatımın dönüm noktasıydı. Cesaret edemeseydim içimde kalacaktı.

Bugün iyi ki de yapmışım diyorum.

◊*Eğer okul, staj ya da proje için gittiyseniz: yurt dışında yaşamaya devam etmek istiyor musunuz? İstiyorsanız şu anda bulunduğunuz ülkede mi yoksa başka bir ülkede mi yaşamayı tercih edersiniz?

-Ben Amerika’da yaşıyor olmaktan mutluyum. Karşıma bu iş fırsatı çıkmadan yurt dışına taşınmak istesem yine Amerika’yı seçerdim.  Eğer Avrupa’da yaşamak zorunda olsaydım, Roma’da yaşamak isterdim.

◊Washington’a taşınmadan önce nasıl bir hayatınız vardı? Nerede yaşıyordunuz, işinizden (ya da okulunuzdan) ve sosyal hayatınızdan memnun muydunuz?

-İşinde gücünde, sorumlulukları olan ve bunu önemseyen klasik Türk tipi; İstanbul’da yaşıyordum, sosyal çevremden oldukça memnundum, işim gereği de bir çok yeni insanla tanışıyordum.

◊Yurt dışına taşınmadan önce de sık sık diğer ülkelere seyahat eder miydiniz?

-Evet. Görülecekler listemde olan, merak ettiğim tüm Avrupa ülkelerini gördüm. Amerika’ya da her yıl geliyordum.

◊Yurt dışına taşınma sürecinde neler yaşadınız? Zorlandığınız noktalar oldu mu?

-Düşündüğümden çok hızlı oldu. 1 ay icinde karar verdim, 3. ayın sonunda her şeyi finalize etmiştim. Gelmeden önce kalacak yer, iş gibi önemli şeyleri ayarladığım için sorun yaşamadım.

 

◊Washington DC’nin pozitif tarafları ve orada yaşıyor olmanın avantajları neler?

-Washington, DC pahalı bir bölge ama insanlar çok kaliteli. New York/New Jersey taraflarındaki gibi çok fazla göçmen göremezsiniz burada. Bir tek İspanyolların bu kadar çok olmasına çok şaşırdım ben geldiğimde. ABD nüfus bürosu tarafından yapılan açıklamada, ABD’de yaşayan toplam 301.6 milyon nüfus içinde, İspanyol ve Latin Amerika kökenlilerin sayısının 45,5 milyona ulaştığını okudum.

Bir de Washington’ın merkezinde değil ama benim yaşadığım tarafta trafiğin harika olduğunu söyleyebilirim. İstanbul’dan sonra pozitif bir durum benim için: ”Yollar çok geniş uçak bile inebilir “söylemine tam da uyar cinsten…

İnsanlar çok saygılı, hukuk ve kurallar işliyor. Aklıma gelen pozitif şeyler bunlar.

◊Yurt dışında yaşamanın zorlukları neler? Yaşadığınız ülkede size uymayan, sevmediğiniz şeyler var mı?

-Washington, DC – İstanbul arası uçakla yaklaşık 11 saat. Benim yaşadığım tek zorluk özlem. Avrupa’da yaşasaydım çok kolay gidip gelebilirdim. Fakat şu an aşırı derecede ailemi özledim. Vatandaşlık işlemlerim yüzünden şu an çıkış yapamıyorum. Bu beni çok geriyor ama yıl sonuna doğru gidebilmeyi umuyorum.

Bunun dışında kuralları, prosedürleri öğrenmeye çalışıyorum. Örneğin ehliyet olayı biraz zorladı beni.

Amerika’da her şeyin boyutu büyük. Her şey hormonlu. Türkiye’de yapmadığım yemekleri burada yaptım. Biz evde yemeyi tercih ediyoruz. Ama bunun dışında World Market ve Türk marketlerinde her şeyi buluyoruz. Evimizin garajına yığıyoruz o yüzden kullandığımız ürünlerin (yiyecek olarak) çoğu Türk markası diyebilirim. Dışarıda yemek istediğimizde ise evimizin yakınlarında kaliteli bir Türk restoranı var oraya gidiyoruz.

◊Şu anda yaşadığınız ülkede Türk olduğunuz için size farklı davranıldığını hissettiğiniz oluyor mu? Sosyal hayatınızdan memnun musunuz?

-Yok hayır hiçbir şekilde bir ayrımcılıkla karşılaşmadım.

◊Türkiye’ye dair en çok neleri özlüyorsunuz? 

-Yiyecek olarak simit dahil her şeyi burada bulabiliyorum. Tek özlediğim ailem…

◊Türkiyeyi ne sıklıkla ziyaret ediyorsunuz? Ziyaretlerinizde en çok nerelere gitmeyi tercih ediyorsunuz?

-Vatandaşlık işlemlerim yetşirse Ekim’de İstanbul’a gitmeyi planlıyorum. Sonrasında ise her sene giderim diye düşünüyorum.

◊Şu anda yaşadığınız ülkeyi ve Türkiyeyi birer cümle ile anlatmanızı istesek nasıl tanımlardınız?

-Türkiye tüm renk ve kültürlerin buluştuğu, aynı bir halının desenleri gibi birbirini tamamlayan anavatanım.

Amerika ise uzaktan baktığınızda farklı, içine girdiğinizde balon gibi şişirildiğini fark ettiğiniz, çok fazla geçmişi, tarihi olmayan tüketime dayalı ve her şeyin pamuk ipliğine bağlı olduğu bir ülke esasında.

◊Yurtdışında başınıza gelen en ilginç/komik olay neydi?

-Başıma gelen en komik olay ilk geldiğim hafta balkonda kilitli kalmam. Hava sıcaklığı 30 derece civarıydı, oruçluydum. İlk hafta olduğu için kimsenin telefonunu ezbere bilmiyordum. Komşuların yardımıyla balkondan aşağı indim ve 3 saat kapının önünde bağdaş kurup arkadaşlarımın gelmesini bekledim.

◊Son olarak yurt dışına taşınmak isteyenlere ve özellikle sizin yaşadığınız ülkeye yerleşmek isteyeceklere tavsiyeleriniz nelerdir?

-Yurt dışına taşınma kararı ciddi bir karar. İlk önce gitme fikrinden ve uzakta olmanın getirecekleri ile baş edebileceklerinden emin olsunlar. Ben bile ilk 2 ay homesick (vatan hasreti çekmek) oldum ki en son olacak kişi benimdir diye düşünürdüm.

Gelmeden önce kalacak yer, iş her şey hazır olmalı. Buraya gelip macera yaşamanın anlamı yok… Çalıştığım şirket bana sponsor olacaktı ve ben o şartla geldim. Burada Sosyal Güvenlik Numarası ve çalışma iznini her yerde soruyorlar. Status (sosyal/mesleki durum)  meselesi çözülene kadar kişi üzerinde baskı ve stres yaratıyor. Yaşımdan ötürü çok fazla maceraya girecek durumum yoktu. Oğlak burcu olarak her şeyi hesapladım ve planladım, aksi takdirde gelemezdim.

Bunun dışında burada sigorta çok önemli. Devlete ait hastane yok, her yer özel. O yüzden basit bir idrar tahlili bile sigortanız yoksa 700 USD civarı tutuyor.

Bir de buradaki hava çok sağlam. Kışın sert, yazın çok sıcak. Ortası yok, o yüzden alışmakta zorlandığım konulardan biri de hava.

Son olarak; buradaki sosyal yaşam ülkemizdeki gibi değil. İnsanlar 2-3 işte calışabiliyorlar. Sosyal yaşam için çok fazla zaman yok. O yüzden fazla beklenti ile gelmesinler. Bir aileniz varsa burada sosyal yaşam bir parça iyi olabilir ama her şey rutin… Arkadaş edinmek, sosyal çevre oluşturmak zamanla oluyor.

‘Bazen hayatta bir arpa boyu yol alamazsın, bazen de kısa zamanda çok mesafe katedersin’ işte beni tanımlayan cümle sanırım bu son bir yıl için.

Yeni yazılardan ve röportajlardan haberdar olmak için aşağıdaki hesapları takip edebilir, yurt dışı deneyimlerinizi, soru ve önerilerinizi paylaşmak için nilbosma@atlasyourself.com adresine email gönderebilirsiniz.

  • Önceki röportajlara buradan ulaşabilirsiniz.

Ben Nil. 1990 İstanbul doğumluyum. Marmara İletişim’de okuduğum 2013 yılında Work and Travel programıyla yaşamak ve çalışmak üzere 4 aylığına Amerika’ya gittiğim günden beri şansım yurt dışında yaşamaktan yana açıldı… Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir