Sheffield’de yaşam: Özgün Sunar

yurtdışına taşınmak

◊Merhaba, bana kendinizden bahsedebilir misiniz?
-Merhabalar, ben Özgün Sunar, özetle 28 yıllık hayatının 26 yılını fiilen okumakla geçirmiş ve hala doktorasına devam eden, bir makine mühendisi şu an ise genç bir akademisyen.
The University of Sheffield’ta Trenlerin Elektrifikasyon Hatlarının Yorulma Ömürlerinin Artırılması üzerine çalışıyorum. Aynı zamanda 2017 yılı sonunda, basit teknoloji blogunun aksine mühendislik diliyle teknoloji ve analiz yazıları yazdığım mechead.com’u kurdum. Yazının sonunda daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

◊İngiltere’ye taşınmaya ne zaman ve nasıl karar verdiniz? Ne zamandır orada yaşıyorsunuz?
-Lisans eğitimimin sonlarına doğruydu yanlış hatırlamıyorsam eğer, yani şu hepimizin okul sonrası mükemmel kariyerleri olacağını düşündüğümüz zamanlar:). Henüz özel sektörün acımasızlığı, yeni mezun ve tecrübesiz olmanın bir iş bulamama kriteri olduğu ile tanışmadan önceydi. Kısaca 2012-2013 yılları diyebiliriz. Ancak tabii ki burs bulma süreci, yazışmalar, Türkiye’de kısa dönem özel sektör ve akademisyenlik maceralarımın ardından 2016 Eylül ayında İngiltere’ye ancak gelebildim.

◊Yurt dışına taşınmadan önce nerede yaşıyordunuz? Hayatınızdan memnun muydunuz?
-Üniversiteden (lisans) mezun olduktan sonra 4 yıla yakın ailem ile birlikte yaşadım. Özel hayatım ile ilgili herhangi bir rahatsızlığım olduğunu söyleyemem ancak mesleki olarak hedeflerime ulaşamamanın huzursuzluğu içindeydim. Yapmak istediklerim, elde edebildiklerimin oldukça ötesindeydi. Böyle olunca da artık kendi şansımı yaratmaktan başka bir çarem kalmamıştı.

◊Yurt dışına taşınmadan önce de sık sık diğer ülkelere seyahat eder miydiniz? Dünyada görüp de en çok beğendiğiniz ülke/şehir hangisi? Neden?
-Yurt dışı ile ilk defa 2010 yılının yazında uzun, hatta yer yer hiç bitmeyeceğini düşündüğüm 3 günlük İzmir-Budapeşte otobüs yolculuğu ile tanışmıştım:) Daha sonrasında ise lisans eğitimim sırasında (hala yaptığım en iyi şeylerden biri olan) Erasmus ile Polonya’da öğrenci değişim programına katıldım. O günden sonra diyebilirim ki, bulabildiğim her proje ve fırsatı değerlendirdim. Bu sayede Avrupa’nın çoğu ülkesini ziyaret etme şansım oldu. Akdenizli olmalarından mıdır bilemiyorum ama Barselona bugüne kadar en çok etkilendiğim şehir diyebilirim. Bu fikrim Londra’yı ziyaret ettikten sonra değişecekti tabii ki.

◊Yurt dışına taşınma sürecinde neler yaşadınız? Zorlandığınız noktalar oldu mu?
-Çok sancılı ve kaygılı bir süreç yaşadığımı söyleyemem açıkcası, ortak noktasının sadece ben olduğu yeni bir hayatı saymazsak eğer. Sevdiklerimden ayrılmak dışında, mutlu ve huzurluydum.

◊İngiltere’nin pozitif tarafları ve orada yaşıyor olmanın avantajları neler?
-Sosyal hayat açısından;

Öncelikle İngiltere’de yaşamak, çok uzun saatler verimsiz çalışmanın bir anlam ifade etmediğini, hatta iş harici çoğu uğraşın motivasyonu ne kadar arttırdığını farketmeme neden oldu. Daha önce hiç izlemediğim sporlar ve uğraşlardan artık keyif alır, hatta bunları fiilen gerçekleştirir olmuştum. Belirli bir çalışma saatimizin olmaması, hayatımızdaki çoğu uğraşı istediğimiz gibi planlamamıza olanak sağlıyor. Örneğin mesai saati diye bir zorunluluğumuz yok, insanlar sizin işe saat kaçta geldiğinizden daha çok ne ürettiğinize bakıyorlar. Bu sebeple daha planlı ve düzenli bir hayat sürdürebilmek mümkün.

Eğer tek başınıza başka bir ülkede yaşamaya karar verdiyseniz, yalnız geçireceğiniz çok fazla vaktiniz olacak demektir. Bu sebeple hobiler elde etmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Uzun zamandır uğraştığım müzik serüvenim için burada çok daha fazla vakit bulmaya başladım. Son bir yıldır farklı tarzda yaptığımın kayıtları sosyal medya üzerinden paylaşmaya çalışıyorum.

Akademik açıdan;

Bugüne kadar adını duyduğumuz Oxford, Cambridge mezunlarının aslında bizden çok da farklı insanlar olmadıklarını, etiketlerinden daha çok başarıları ve özgüvenleri ile güzel ve önemli işler yaptıklarını gördüm. Hali hazırda bu üniversitelerden arkadaşlar ile çalışıp projeler üretiyoruz. Bir süre sonra farkediyorsunuz ki aynı dili konuştuğunuz, beraber projeler, çözümler ürettiğiniz bu insanlarla çok bir farkınız yok. Yeri geldiğinde “bir sıradan anadolu üniversitesinden mezun” olmanın hiçbir kapıyı kapatmadığını, aslında insanların sizin nereden geldiğinizden daha çok nereye gittiğinize önem verdiklerini görmek kendinize olan inancınızı ve motivasyonunuzu çok ciddi şekilde artırıyor. Burada kendine, yeteneklerine güvenen, bilmediğine ise nasıl ulaşabileceğini öğrenen bir insan olmaya başladığımı söyleyebilirim.

◊Yurt dışında yaşamanın zorlukları neler? Yaşadığınız ülkede size uymayan, sevmediğiniz şeyler var mı?
-Öncelikle tabii ki sevdiklerimden uzak olmak. Sanırım bunu kime sorarsanız sorun aynı cevabı verecektir. Kendi yemeğinizi yapabilir, bazen güneşli günler görebilir hatta yer yer aynı dili konuşabildiğiniz insanlar bulabilirsiniz ancak yakınlarınız, maalesef onlar uzakta kalıyorlar. Bu yüzden her ne olursa olsun başınızın çaresine bir şekilde bakmayı öğrenmelisiniz.
Bir İngiliz klasiği olan hava durumundan bahsetmeyeceğim, malum bildiğimiz gibi genelde kapalı ve bol yağışlı, özellikle kış aylarında gün batımı saat 15:30 a kadar gerileyebiliyor. Ancak yazları güneşli günler de yok değil 🙂
İnsan ilişkileri biraz sığ diyebilirim. Çoğu zaman ‘merhaba’dan daha öteye zor geçebilen, küçük çevreleri ile mutlu, yeni arkadaşlar edinmeye çok istekli olmayan insanların fazla olduğu bir ülke İngiltere. Ama tabii ki asla size kaba davranmıyorlar. Aksine oldukça nazik insanlar.

◊İngiltere’de Türk olduğunuz için size farklı davranıldığını hissettiğiniz oluyor mu? Sosyal hayatınızdan memnun musunuz?
-Çok ciddi bir ön yargıyla karşılaştığımı söyleyemem ancak Orta Doğu’dan geldiğimiz yanılgısı, coğrafyası zayıf kişiler arasında oldukça yaygın:). Türkiye’yi sadece haberlerden takip edenler için ise durum biraz daha vahim. Ama insanlarla konuştukça, bizden aldıkları cevaplar ve yorumlar karşısında hayrete düştükleri oluyor. Fikirlerini değiştirmek o kadar da uzun zaman almıyor.

◊Türkiye’ye dair en çok neleri özlüyorsunuz?
-Sevdiklerimle, mutlu ve güneşli bir pazar kahvaltısını özlüyorum. Hani şu saatlerce oturulan, çayın poşet değilde demleme olduğu bol bol sohbet edilen pazar kahvaltılarını.

◊Türkiyeyi ne sıklıkla ziyaret ediyorsunuz? Ziyaretlerinizde en çok nerelere gitmeyi tercih ediyorsunuz?
-Her sene, yeni yıl ve yaz döneminde ziyaret ediyorum. Kışları daha çok ailemle, yazları ise imkan bulabildikçe (Denize yakın oturmamın da avantajıyla) biraz sahil tatili yapmaya çalışıyorum.

◊İngiltere’yi ve Türkiyeyi birer cümle ile anlatmanızı istesek nasıl tanımlardınız?
-Nuri Bilge Ceylan’ın da dediği gibi yalnız ve güzel insanların ülkesi Türkiye; eğer içindeki umutları kaybetmese, hayallerinin en azından bir tanesi bile bir gün hüsran değil de gerçek olabilse, var olan potansiyeli ve zekası ile mükemmel işler başarabilecek bir ülke.
İngiltere ise; doğduğunuz gibi hayata birkaç sıfır önce başladığınız, hatta çoğu zaman bunu farketmediğiniz ve yaşadığınız her güzel olayı hayatın en doğal akışı sandığınız, imkanlar ülkesi diyebilirim.

◊İleride geri dönüp Türkiye’de yaşamayı düşünüyor musunuz? Ya da şu konularda değişim/gelişme olursa dönerim dediğiniz şeyler var mı?
-Hali hazırda Türkiye ile akademisyenlik bağlantım devam ediyor. Şu anki önceliğim burdaki doktora eğitimimi en büyük kazanımlar ile tamamlamak. Hayat ve şartların ne getireceğini şimdiden bilmek zor. Ama tabii ki hayallerimi en çok kendi ülkemde gerçekleştirmek isterim, doğduğum büyüdüğüm ve ait olduğum yerde.

◊Yurt dışında başınıza gelen en ilginç/komik olay neydi?
-İngiltere’ye ilk geldiğim zamanlardı, sanırım biraz Türk olmanın verdiği yardım etme ve insana değer verme refleksiyle olacak ki, Cadılar Bayramı (Halloween) dönüşü sabaha karşı yerde bir cüzdan bulmuştum. Burada bu tarz şeylere çok aşırı duyarlı değillerdir. Garip bir şekilde açık bir polis karakolu bulamamış sabaha kadar elimde cüzdan tüm şehri dolaşmış yorgun düşüp eve gelip uyumak zorunda kalmıştım. Bu esnada cüzdanın sahibini Facebook uzerinden bulmuş ancak tabii ki iletişime geçememiştim yüksek ihtimalle telefon da cüzdanla beraber kaybettikleri arasındaydı. Sabah uyandığımda hala bir haber yoktu, neredeyse çocuğun tüm arkadaşlarını ve ailesini Facebook üzerinden ekleyip iletişime geçmeye çalışıyordum. Ancak ben ne kadar ona ulaşmaya istekliysem çocuk da bir o kadar isteksiz gibiydi. Zorla uzak bir arkadaşına ulaşıp durumu anlatmıştım. Bu duruma çok şaşırmışlar, birinin cüzdan bulup iletişime geçmeye çalışmasına pek anlam verememişlerdi. Neyse sonrasında buluşup cüzdanı kendisine teslim ettim hatta bir hatıra fotoğrafı bile çektirmiştik.

◊Yurt dışına taşınmak isteyenlere ve özellikle İngiltere’ye yerleşmek isteyeceklere tavsiyeleriniz nelerdir?
-Her ülkenin, her insanın kendine özgü öncelikleri ve karakteristik özellikleri var. İngiltere için konuşmam gerekirse, ilk önce hayattaki öncelikleri ve geliş amaçlarını iyi kavrasınlar. Hayatının geri kalanını değiştirmek için bir başka ülkeye göç edip aynı anda da hiç değişmeden Türkiye’de olduğu gibi yaşamanın imkansız olduğunu düşünüyorum. Bulunduğunuz ülkeye uyum sağlamakta direnmeye devam ediyorsanız bireysel mutluluğu yakalamanın hiçbir şansı yok. Elbette ki sahip olduğunuz değerlerden vazgeçmek zorunda değilsiniz ancak etnik kimliğinizi bir kenara bırakıp bir dünya vatandaşı olduğunuzu düşünmenin ve öyle davranmanın size sosyalleşmek ve uyum sağlamak konusunda çok büyük kapılar açacağına eminim.

◊Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
-Küçük bir fikirden marka olma yolunda; Mechead.com
Akademik hayata atıldığım ilk zamanlardan bu yana çalışmalarımla ilgili çok fazla yazılı ve görsel materyali, hatta bazen konumla ilgili olmayan çalışmaları detaylı bir şekilde takip etmeye çalışıyorum. Ancak ne yazık ki, günümüzde teknoloji blogları, haber siteleri bize bilgileri çok sığ bir perspektif üzerinden sunuyorlar. Bu teknolojık gelişmelerin nasıl yapıldığını, temelinde neler olduğunu çoğu zaman anlayamıyor, “Adamlar yapmışlar” diyip geçiyoruz. Bu aşamada ben de gerek kendi çalışmalarımı gerekse karşılaştığım mühendislik temelli teknolojik gelişmeleri/haberleri, neden ve niçinleri ile birlikte açıklamaya çalıştığım, Mühendislik, Analiz ve Tasarım (Engineering, Analysis and Design) merkezli bir blog hareketi başlattım.

Kısaca Mechead üzerinde;
“Mühendislik alanındaki teknolojik gelişmeleri ve inovasyonları akademik yayınlarla destekliyor bunları hem teorik hem de teknik olarak açıklamaya çalışıyoruz.”
Örnek vermek gerekirse;
Hepimiz Titanic’in acıklı hikayesini bilir ve hatta kazanın sebebi olan buzdağının gemiye çarpış anını Titanic filminden gözümüzün önünde rahatca canlandırabiliriz hemen. Ancak bu olayı Mechead.com’da, alışılagelmişin dışında; yanlış malzeme seçiminden kaynaklı, düşük geçiş sıcaklığına sahip bir malzemenin buzdağına çarptıktan sonra gevrek bir şekilde kırıldığı, plakaları birleştiren perçin malzemelerinin yanlış seçildiği ve gemi içindeki ayırıcı kısımların yanlış tasarlandığı şeklinde okuyor ve teknik çizimleri ile birlikte inceleme fırsatını yakalıyorsunuz. Yazılım tabanlı bir makalede ise kaynak kodlarını paylaşmaya özen gösteriyoruz. Bu sayede siteyi ziyaret eden kullanıcılar, okurken aynı zamanda da mühendislik açısından olayı inceliyor, haberdar olmaktan daha çok, konuyla ilgili yenilikçi (innovatif) ve aktif olarak düşünmeye başlıyorlar.
Mühendislik yazılımları konusunda ilginç ve detaylı anlatımlı videolar hazırlayıp neyi neden ve nasıl yaptığımızı detaylıca açıklamaya çalışıyoruz. Şu an için sadece İngilizce içerik üreten 3 kişilik bir ekibiz. Sosyal medya üzerinden gelen etkileşimlere cevap vermekte zorlandığımız oluyor. Proje ve çözüm odaklı işler yapan bir şirket olma yolunda ilerlemeye devam ediyoruz.

Mechead.com’u sosyal medya üzerinden de takip edebilirsiniz

 

 

Yeni yazılardan ve röportajlardan haberdar olmak için aşağıdaki hesapları takip edebilir, yurt dışı deneyimlerinizi, soru ve önerilerinizi paylaşmak için buradan bana ulaşabilirsiniz. 

Ben Nil. 1990 İstanbul doğumluyum. Marmara İletişim’de okuduğum 2013 yılında Work and Travel programıyla yaşamak ve çalışmak üzere 4 aylığına Amerika’ya gittiğim günden beri şansım yurt dışında yaşamaktan yana açıldı… Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir