Film: Café de Flore

film önerisi
  • 9
    Shares

Yeteri kadar Hollywood filmi gördük, farklı bir şeyler görmek istiyoruz diyenler! Sizlere yıllar önce izlediğim ve çok sevdiğim 2011 Kanada yapımı bir filmden bahsetmek istiyorum: Café de Flore (Türkçe çevirisiyle: Ruh Eşim). Filmin yönetmeni C.R.A.Z.Y. filminden de hatırlayabileceğiniz Kanadalı Jean-Marc Vallee. Café de Flore, Kanada sinemasının en iyilerini seçmek için düzenlenen Genie Ödülleri‘nde 14 dalda aday gösterilmiş.

Film, iki farklı hikaye arasındaki geçişlerden oluşuyor. Bir yanda 1960’ların Paris’inde down sendromlu bir çocuk dünyaya getirdikten sonra terk edilen annenin o çocukla kurduğu bağ ve onu yetiştirmek için verdiği çaba, diğer yanda 2011’in Montreal’inde başka bir kadına aşık olduğu için çocukluk aşkı ve çocuklarının annesini terk eden DJ bir babanın ailedeki diğer karakterlerle harmanlanmış hikayesi anlatılıyor. Konu en sonunda hiç akla gelmeyecek, ben dahil her insanın katılamayacağı bir yere bağlanıyor ancak bu benim açımdan konunun iyi işlendiği gerçeğini değiştirmiyor.

izleyecek film önerisi

*Filmin konusu hakkında anlatılabilecek çok şey var ancak söyleyeceğim her yeni cümleyle spoiler vermiş olacağım için kısa kesmeyi tercih ediyorum. 

Filmde her bir karakter başarıyla işlenmiş, oyunculuklar (down sendromlu çocukların oyunculuğu gerçekten göz dolduruyor), mekan seçimleri, yer yer verilen sessiz sahneler, geçişler, diyaloglar ve mesajlar gerçekten mükemmel. Filmin yoğunluğu, sık sık bir hikayeden diğerine geçiş yapması, her bir sahnenin mesajlarla dolu olması, hikayenin filmin sonunda çözümlenmesi zaman zaman izlerken hissedilen yoğunluktan ‘off bitsin artık’ hissine sebep olabiliyor. Ama filmle ilgili öyle bir detay var ki, sonuna kadar MUHTEŞEM devam ediyor: soundtrackler! Bu filmde Pink Floyd, The Cure, Sophie Hunger ve fazlası var!

izlenecek sanat filmi önerisi

Filmin adının  Café de Flore olması ve bir kısmının Paris’te geçiyor olması akla film Simone de Beauvoir, Jean-Paul Sartre, Picasso, Albert Camus gibi ünlü yazarların müdavimi olduğu Paris’in ünlü kafesi Cafe de Flore’a atıf mı yapılıyor? sorusunu getirebilir ancak durum böyle değil. Cafe de Flore, Dr. Rockit olarak da bilinen İngiliz müzisyen Matthew Herbert‘ın şarkısına atıf yapıyor ve filmin başından sonuna kadar bir çok kısmında şarkının farklı versiyonları kullanılıyor. Hayatın soundtrack’i olur mu? diye sorarsanız bence olur derim ve eklerim: 20’li yaşlarımın başından beri bu şarkı benim hayatımın soundtrack’i!

Ben en çok aşağıdaki Charles Webster Remix versiyonunu seviyorum ama size şarkının orjinalini de ayrıca dinlemenizi öneririm.

Soundtracklere geri dönecek olursak (bu listeyi Youtube ve Spotify’da da bulabilirsiniz), Cafe de Flore’un tam Soundtrack listesi şöyle: 

  • Faith – The Cure
  • Cafe de Flore (Charles Webster’s Latin Lovers Mix) – Dr Rockit
  • Pictures Of You (Remastered) – The Cure
  • Just Like Heaven – The Cure
  • Le Vent Nous Portera – Sophie Hunger
  • Andvari – Sigur Ros
  • All Allright – Sigur Ros
  • Svefn – g- Englar – Sigur Ros
  • Breathe In The Air (Live)  – Pink Floyd
  • Cafe de Flore – Dr Rockit
  • Time (Live) – Pink Floyd
  • Walking On The Water – Creedence Clearwater Revival
  • Nawaatara – Elisapie
  • Big Freeze – Pawa Up First
  • Speak To me (Live) – Pink Floyd
  • Fljotavik – Sigur Ros
  • A Meaningful Moment Through a Meaning(less) Process – Stars Of The Lid

Özetle, değişik bir film izlemek isteyenler, izledikten sonra etkisi biraz sürecek bir film olsa ne güzel olur diyenler, saklı mesajı, dikkatle izlenmesi gereken sahnesi bol bir film izlemeyi sevenler ya da soundtrackleri yeter bu film kaçar mı diyenler Cafe de Flore’u izlemekten keyif alacaktır diye düşünüyorum.

 

  • Orjinal Adı: Cafe de Flore
  • Türkçe Adı: Ruh Eşim
  • Yönetmen:  Jean-Marc Vallee
  • Yapım Yılı ve Yeri: 2011 – Kanada
  • Orjinal Dili: Fransızca
  • Süresi: 2 saat
  • IMDB: 7,4

Oyuncular ve film hakkında detaylı bilgiye IMDB‘den ulaşabilirsiniz.

Ben Nil. 1990 İstanbul doğumluyum. Marmara İletişim’de okuduğum 2013 yılında Work and Travel programıyla yaşamak ve çalışmak üzere 4 aylığına Amerika’ya gittiğim günden beri şansım yurt dışında yaşamaktan yana açıldı… Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir